İlgili Konu Başlıkları

Kent ortamında çocuklar

Günümüzde nüfusun yarısı şehirlerde yaşamakta ve önümüzdeki yirmi yıl içerisinde şehirde yaşayanların oranının dünya nüfusunun %60’ına ulaşacağı tahmin edilmektedir. Dünyadaki çocukların yaklaşık yarısı çoğunlukla Afrika, Asya ve Latin Amerika’da bulunan düşük ve orta gelirli ülkelerdeki kentsel alanlarda yaşamaktadır. Şehirlerin daha iyi gelir fırsatları sağlaması ve sağlık, eğitim-öğretim, sanitasyon ve drenaj sistemleri gibi çok sayıda hizmeti sunması sebebiyle kent çocuklarının kırsal alanda yaşayan akranlarından daha iyi yaşam koşullarına sahip olduğu kanısı bulunmaktadır. Aynı zamanda şehirlerle ilgili genel istatistiklerin, gecekondularda ve yoksul mahallelerde yaşayan çocukların maruz kaldığı eşitsizlikleri, ötekileştirilmeyi ve yoksulluğu gizlediğine dair de geniş bir anlayış vardır.

 

Dünya genelinde şehirlerde yaşayan çocuklar için sağlık riskleri çok yüksektir. Yetersiz drenaj ve sanitasyon sistemleri ile beraber kirlilik ve hastalık bulaşma düzeyleri,  çocuk ölümlerinin yaygın sebepleri olan ishalin ve bununla ilintili hastalıkların yanı sıra solunum yolları hastalıklarının görülme sıklığını arttırmaktadır. Diğer taraftan yoksul çocuklar için sağlık hizmetlerinin kapsamı talebe cevap vermede sık sık yetersiz kalmaktadır. Güvenli barınma, bakım tesisleri ve eğitim-öğretim fırsatlarının erişilebilirliği gibi diğer hizmet türlerinde, düşük gelirli kent yerleşimlerinde birçok açık bulunmaktadır.  Trafik, gürültü, yaralanma ve kirlilik riski çocukların canlandırıcı açık hava ortamını yaşamalarını olanaksız kılmaktadır. Bazı alanlarda suç ve şiddet olayları çocukların güvenliğine ve özgürlüğüne temel bir tehlike teşkil etmektedir. Üstelik çocuklar ailelerine yardımcı olmak için kendilerini çoğunlukla tehlikelere ve muhtemelen istismara açık caddelerde çalışırken bulmaktadırlar.

 

Sanayileşmiş ülkelerde kapsamı daha iyi ve genel olarak daha eşitlikçi sağlık, bakım ve eğitim-öğretim hizmetleri bulunmaktadır. Ancak suç, trafik ve sınırlı alanlar çocukların güvenliğini ve oyun oynama ve etkileşim içinde olma özgürlükleri için bir tehdit teşkil etmektedir. Zengin toplumlarda çocukları aşırı koruma eğilimi ilerlemekte ve çocukların sağlıklı gelişiminin unsurları olan kendi çevrelerini öğrenmeleri, otonomilerini ve bağımsızlıklarını kurmaları konusunda kısıtlı bir alan bırakmaktadır.

 

Bütün bu ihtiyaçlar ve açıklar çocuklara öncelik veren ve karar verme süreçlerine çocukların katılımı sağlayan yasal reformlar, politikalar ve programlar aracılığıyla giderilebilir. Çocuk dostu olma sürecinde olan bir yerel yönetişim sistemi çocuk haklarının uygulanmasını ve çocukların ihtiyaçlarının giderilmesini sağlamaya gayret gösterir. Bir ÇDŞ’de, ayrıştırılmış verilerin toplanması vasıtasıyla tüm çocuklar dikkate alınır ve en kırılgan olanlara politika ve yasal değişiklikler ve hizmet erişimini iyileştirmeyi hedefleyen bütçe tahsisatı ve girişimlerden oluşan müdahalelerle ulaşılabilir. Bir ÇDŞ’de çocukların katılımı her şeyin ortak unsurudur.

 

Daha fazla bilgi sahibi olun:


Çocuklar, iklim değişikliği ve ÇDŞ

İklim değişikliği -sıcaklıklardaki aşırı farklılıklar, yağış olasılıklarındaki keskin düşüşler ya da artışlar, kuraklık, kasırgalar, sıcaklıklardaki ve deniz seviyelerindeki artış- hepimizin günlük hayatını etkilemektedir. Çocuklar bunlardan en kötü biçimde etkilenmektedir çünkü onlar  büyümek için gelişme aşamasında sabit koşullara ihtiyaç duyarlar. Aynı zamanda çocuklar iklim değişikliğinin sağlık, güvenlik ve sosyal işlevsellik üzerindeki olumsuz etkilerinin çoğuna en duyarlı olanlardır.

 

Her yıl, bir milyonun üzerinde çocuk, yetersiz beslenmeden ölmektedir; sıtma 5 yaş altı 8 yüz bin çocuğu öldürmekte ve solunum yolu hastalıkları 2 milyonun üzerinde çocuğun ölümüne sebep olmaktadır. Bu rakamların, iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklık, susuzluk, yükselen sıcaklıklar ve artan kirlilikle artması beklenmektedir.  Zorunlu göç ve gıda /su için silahlı çatışmaların meydana gelme olasılığı daha yüksek olacak ve sonuçta zorunlu askere alma, yerinden olma, aileden ayrı kalma ve istismar gibi çocukların korunmasına dair kaygılara neden olacaktır. Geçime olan etkilerinin okula devamlılıkta ve aile ve sosyal yapılarda yansımaları olacaktır.

 

İklim değişikliğinin etkileri küçük toplumlar ve büyük ilçelerin yanı sıra büyük metropollerdeki bütün çocukların refahını etkilemektedir. Kentsel çevredeki etkiler çocuklar için farklı engeller getirebilir – örneğin şehirlerde yoğun trafik ve kirlilik sonucu güvenli bir şekilde oyun oynamak için daha az alan, çöp yığınlarına maruziyet veya gıda güvencesizliği ile bağlantılı aşırı kalabalıklaşma olabilir. Tüm çocukların bu sonuçlardan etkilenmesine rağman gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklar sanayileşmiş ülkelerdeki akranlarından daha kırılgandırlar.

 

Sağlıklı ve güvenli bir çevreyi sağlamak bir çocuk dostu şehir veya toplumun temel unsurudur. ÇDŞ’ler bu nedenle iklim değişikliğinin çocuklar üzerindeki etkilerini anlamak ve üzerine gitmekle ilgilenmektedirler. Hem etkilerin hafifletilmesi ve hem de adaptasyon için oluşturulan stratejiler ulusal düzeyin yanı sıra yerel düzeyde de gereklidir. Yereldeki duruma bağlı olarak, etki hafifletme stratejileri, su kaynakları ve sanitasyona yönelik müdahaleleri; temiz enerji üretimini ve alternatif su kaynaklarına ilişkin düzenlemeleri; afet riskinin azaltılmasını ve afet riskine karşı hazırlıklı olunmasını ve toplumların kapasitelerinin geliştirilmesini içerebilir. Adaptasyon stratejileri, sağlıkla ilgili girişimlere, bilincin artırılmasına ve aileler ve çocuklar için güvenlik ağlarının ve sosyal koruma programlarının güçlendirilmesine yatırım yaparak yeni oluşan ihtiyaçların karşılanması için şehir/toplum hizmetlerinin artırılmasını amaçlayabilir.

 

Girişimleri planlarken ve uygularken çocuklar değişimin temel katılımcıları ve tarafları olarak görülmelidirler. Ne de olsa çocuklar gelecekte yaşayacakları çevre ile ilgili en güçlü ilgiye sahip olanlardır ve yaşadıkları çevreyi yetişkinlerden daha iyi bilirler. Çocuklar çevre ile ilgili veri toplama; iklim değişikliğini inceleme; su toplama ve ağaç dikme gibi girişimler önerme ve bu girişimlerin uygulanmasına; ve tahliye planları ve risk haritaları hazırlamayı içeren afet hazırlığı girişimlerine katılmalıdırlar. Ancak, bu rolleri oynamaları için çocuklar iklim değişikliğinin risklerini bilerek ve harekete geçmeleri için kapsam ve sorumluluk verilerek yetkilendirilmelidirler. Çevre eğitimi ve çocukların öğrenmesi ve katılması için alanların yaratılması iyileştirme ve çözüm bulma yolunda önemli adımlardır. Çocuklarla beraber bütün vatandaşlar için daha güvenli bir çevre kurabiliriz!

 

Daha fazla bilgi almak için:


Çocuk refahı ve ÇDŞ

Çocuk dostu olma kavramı, 1996 yılından bu yana BM İnsan Yerleşimleri Konferansının sağlıklı istikrarlı toplumun “nihai göstergesi” olarak tanımladığı çocuk refahı ile yakından ilintilidir. Çocuk refahı çeşitli – fiziksel, psikolojik, zihinsel, sosyal veya ekonomik- boyutu kapsamaktadır ve temel olarak farklı alanlardaki çocukların durumunu gösterir. Genelde maddi faktörlere odaklanmış olan çok boyutlu çocuk yoksulluğu ve yonsunluğu kavramları üzerinde gelişmektedir. Çocuk refahı çocukların yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarının giderilmesini tanımlayan temel boyutların ve uygun göstergelerin bir haritası olarak ifade edilebilir. Bu tanımın başlangıç noktası, “yeterli yaşama standardına” sahip olma hakkı (Madde 27) veya ulaşılabilecek en yüksek sağlık hizmeti standardı” (Madde 24) gibi ilkelerle refahı özetleyen Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir.

 

Sanayileşmiş ülkelerde çocuk refahının değerlendirmesine dair son girişim UNICEF’in 7 no’lu Rapor Kartında sunulmaktadır. Analiz sekiz boyutta gruplanmış bir dizi göstergeyi kullanmaktadır: maddi refah, sağlık ve güvenlik, eğitim-öğretim, akran ve aile ilişkileri, davranışlar ve riskler ve gençlerin kendi refahları ile ilgili öznel algısı.

 

Çeşitli ülkeler çocuk refahının bir haritasını çıkarma girişiminde bulunmuştur. Ülke seviyesinde tanımlanmış gösterge setleri ülkeye ve mevcut olan verilere göre çeşitlilik göstermektedir. Örneğin, seçilen göstergelerin çoğunlukla resmi verilerin ve anketlerin bulunmasına bağlı olduğu göz önüne alındığında katılım sık sık bir kenara itilen bir alandır.

 

Çocuk refahı göstergelerinin yerel seviyede izlenmesi, çocuk dostu şehir/toplum için faydalıdır. Ancak, yerel olarak geçerli haritalar, göstergeler ve veri tabanlarına ilişkin göreceli olarak az sayıda örnek tespit edilmiştir. Çocuk refahının yerel düzeyde değerlendirilmesi verilerin sınırlı sayıda olması ve sınırlı temsil yetenekleri sebebiyle engellenmektedir. Çocuk refahı ile ilgili bilgi özeti vermek için bir dizi yöntem kullanılabilir. Belirli göstergeler ve boyutlar ile ilgili veriler birden fazla tabloda veya birbiri ile örtüşen haritalarda bir araya getirilebilir. Alternatif olarak, birden fazla boyut, kolaylıkla erişilebilen ve savunuculuk yapmak için çekici olabilecek tek bir değere veya endekse sıkıştırılabilir. Ancak endeksler, refaha ilişkin değerlendirmelerde görüldüğü gibi, farklı boyutlardaki performans farklılıklarını maskeleme eğilimindedir. Sonuç olarak, birleşik veya karma yaklaşımlar çoğunlukla, yerel durumlarda mevcut olan verilere en uygun olan şekilde kullanılmaktadır.

 

ÇDŞ Girişimi içerisinde bazı ülkeler (örneğin, Brezilya, Filipinler, İspanya ve Fransa) şehirlerin ve toplumların çocuk dostu olma düzeyini izlemek ve değerlendirmek ve bir akreditasyon/ödül sistemi çerçevesi içerisinde ilgili yerel ortamlarda olumlu rekabeti teşvik amacıyla temel boyutları ve göstergeleri belirlemişlerdir. Mevcut UNICEF IRC/Childwatch-CERG araştırma projesi de ÇHS bazında çocuk refahına dair temel boyutlar ve göstergelerle örtüşen değerlendirme ve izleme araçları geliştirmeyi hedeflemektedir. Çocukların, bakım hizmeti verenlerin ve toplum üyelerinin, değerlendirme sürecinin tamamlanması için ana veri kaynağı olarak kullanılması bu katılımcı yaklaşımın belirleyici. İrlanda ve Avusturalya’da olduğu gibi çocukların kendi refahını nasıl algıladıklarını anlama girişimleri de geliştirilmiştir.

 

Daha fazla bilgi sahibi olun: